Gündem

Ebubekir Sifil

Bilgisayarın başına oturduğumda hiç bu kadar zorlanmadım. Genellikle ne yazacağımı bilerek oturur, yazar ve kalkarım. Ama bu defa öyle olmadı. Garib bir "inkıbâz" hâli var şu an üstümde. Kelimeler, cümleler beynimde oradan oraya savrulup duruyor. Nereden başlayacağımı, neyi nasıl yazacağımı bir türlü kestiremiyorum…

Yol açmak zordur. Ama belki yolun hakkını vermek, yola, yolculuğa ve yolculara sadakati muhafaza etmek daha zordur. Bilhassa değdiği her şeyi çürüten, dönüştüren, içini boşaltıp değersizleştiren seküler ilişki, anlam, durum, fikir ve insanların "geçer akçe" sayıldığı günümüzde bu zorluk katmerli hale gelmiştir...

Belki irademi klavye üzerinde sıkıntıyla gezinip duran parmaklarıma teslim ettiğim, belki de Salih Mirzabeyoğlu denilince akla ilk olarak gelmesi gereken hususun "istikamet/müstakim duruş" olduğunu düşündüğüm için yazmış oldum yukarıdaki paragrafı. Öyle veya böyle bu paragrafa sahib çıkıyor ve "dahası" babına şunları ilave ediyorum:

Bir inancı ortaya atmak ve müdafaa etmek önemlidir; ama çok zor değildir. Eğitim sistemimiz bolca yetiştiriyor bu türden insanları. Ondan daha zor olan, hayat dediğimiz emaneti o inanç istikametinde şekillendirmektir; her türlü müşkilâtı, mahrumiyeti, mağduriyeti, maliyeti göze alarak. O bunu yapabilen ender insanlardandı.

Yaptıklarıyla bu topraklara silinmeyecek izler kazımış olan merhum Mirzabeyoğlu'nun kaderinde yapmadıkları da –hayatının son çeyreğini geçirdiği tecrit faslının gerekçesi neydi?– ön planda oldu.

Mücadele, tefekkür, telif, tecrit… ile geçirdiği ömürden geriye kalanların hülâsası nedir?

İSTİĞNÂ.

Ben onun en çok müstağni duruşunu sevdim.

Mekânı cennet, makamı âli olsun… Furkan Dergisi Salih Mirzabeyoğlu Özel Sayısı / Ağustos 2018

Yakup Köse

28 Şubat darbesinin en karanlık hâdiselerinden biridir, Hızır Ali Muratoğlu suikastı. Öylesine kapkaranlıktır ki, üzerinden 21 yıl geçmesine rağmen aydınlanmasına dair hâlâ umudun olmadığı hâdisedir.

17 Mayıs 1998 senesinde, mûtad olarak her Pazar günü gerçekleşen Mahmud Ustaosmanoğlu Hazretleri’nin sohbetinin ardından Hızır Hoca İsmailağa Camii içerisinde sohbete gelenlerin suallerin cevaplayıp, derdi olanın derdini dinlerken vurulur. Soru sorma bahanesiyle Hızır Hoca’ya yaklaşan tetikçi hoca efendiye kurşun yağdırır. Hızır Hoca, ömrünü vakfettiği İsmailağa Camii’nde şehadet mertebesine erişir.

28 Şubat cuntasının operasyon üssü olarak seçtiği Fatih Çarşamba’da, darbenin en yoğun hissedildiği bir zaman diliminde cami içerisinde gerçekleşen bu saldırı sonrası cuntanın medya unsurlarında çıkan haberlerin mefhumu muhalifi bize azmettireni gösteriyordu! Tıpkı, Hızır Hoca suikastından 8 yıl sonra yine İsmailağa Camii’nde şehid edilen Bayram Ali Öztürk Hoca suikastı sonrası FETÖ’cü medyanın servis ettiği yönlendirici haberler gibi. Cunta medyasında ‘Cemaat içi çatışma’ diye gösterilen suikast cuntanın kontrolündeki yargı tarafından da delil kabul edildi ve suikast bir delinin üzerine yıkılarak kapatıldı.

Özelde İsmailağa camiasının genelde de İslâmi kesimin tepkisini ölçmek için gerçekleştirilen bu suikastı kimler planladı? Tetikçiyi, suikastte yer alan ayak takımını sormuyorum, emri verenleri, planlayanları soruyorum.

Soruma bir cevap gelir mi? Yazımın başında da belirttiğim üzere, umudum yok! Çünkü böyle bir dert yok. Türkiye’nin en büyük camialarından biri olan İsmailağa camiasının sevilen iki hocası cami içerisinde öldürüldü ama suikastlar adî, münferit bir vakaymış gibi kapatıldı. En vahimi de bizden buna inanmamızı beklemeleri. Aslında inanmayacak ne var değil mi, ben de bir garibim, şu cennet vatanımızda sık sık cami içerisinde hoca öldürülmesi vakai adiyedendir!.. Ben de durup dururken ‘komplo’ üretip duruyorum, neyin peşindeyim, maksadım ne, kimlerin suyunu bulandırıyorum, tutun beni, tutuklayın beni!..

Tabiî ki sorularımı fert olarak değil yayın kurulu üyesi olduğum Furkan Dergisi adına soruyorum. Furkan Dergisi 21 yıldır yazarı Hızır Ali Muratoğlu’nun katillerinin peşinde. Evet Hızır Hoca camideki fiillî hizmetleriyle birlikte yazarak da ümmete hizmet ediyordu. Yazı ve şiirlerini Furkan Dergisi’nde yayımlayan Hızır Hoca, iman hakikatlerini kaleme aldığı yazı dizisinin son bölümü dergide yayımladığı ay şehid oldu!

Furkan Dergisi yazarına düzenlenen suikast hakkında 21 yıldır sorduğu ve yetkililerin duymamazlıktan geldiği sualler:

1-Katil diye sunulan şahsın, Adlî Tıp Kurumu’nun raporuna göre psikolojik rahatsızlığı var. Hızır Hocaya düzenlenen suikastın ardından polisin, “Profesyonelce işlenmiş bir cinayet” tespitiyle, ortaya sürülen aklî dengesi bozuk katil portresi nasıl örtüşüyor?

2-17 şahitten hiçbiri, “Evet, katil bu” demedi. Nasıl oluyor da şahitlerin teşhis edemediği kişi hâdisenin fâili olabiliyor?

3-Yine şahitlerin ifadesiyle, suikastı gerçekleştiren kişi kaçarken beyaz bir servis aracında bulunan kişiye bir şey veriyor ve daha sonra Fener Rum Patrikhanesi’nin civarında izini kaybettiriyor! Bu da suikastçının tek kişi olmadığını, organize bir hareketin parçası olduğu yönündeki şüpheleri kuvvetlendirmekteyken, polis, savcı ve mahkeme niçin bu yönde bir araştırma yapmadı veya yapamadı? Polisi, savcıyı ve mahkemeyi engelleyen mi vardı?

4-Zanlı tatbikat için İsmailağa Camii’ne neden getirilmedi?

5-Medyada “Katil suçunu itiraf etti” şeklinde haber çıkarken, zanlının diğer suçlarıyla ilgili götürüldüğü tatbikat yerinde, “Hocayı niye öldürdünüz?” sorusuna karşılık gazetecilere “Yok öyle bir şey” şeklindeki cevabı neden dikkate alınmadı?

Bu sorulara cevabı olanlar varsa köşem onlara sonuna kadar açık!

Star Gazetesi, 20.05.2019

Mütefekkir, yazar ve şair Salih Mirzabeyoğlu'nun eşi Hayran Erdiş, 24 Haziran Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimleriyle ilgili düşüncelerini öğrenmek isteyen dostlarının talebi üzerine bugün Star gazetesinde bir duyuru yayımladı.

Kamuoyunda "SalihMirzabeyoğlu" olarak tanınan ve16 Mayıs'ta vefat edenSalih İzzet Erdiş'in eşi Hayran Erdiş, "Sağlığında sürekli Beyefendinin (CumhurbaşkanıRecep Tayyip Erdoğan) faaliyetlerini takip ederdi. Kendisini tasvip eder, dua ederdi. Seçimlerin öne alınmasını memnuniyetle karşılamış ve 'Allah hayırlı etsin' demişti." dedi.

Erdiş, 24 Haziran Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel Seçimleriyle ilgili düşüncelerini öğrenmek isteyen dostlarının talebi üzerine bugün Star gazetesinde bir duyuru yayımladı.

Hayran Erdiş duyuruda, "Erken seçim kararı aldıktan sonra eşim Salih Mirzabeyoğlu, muhtelif vesilelerle ve defaatle Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın ülkemiz için bir zorunluluk olduğunu belirtmiş ve bugüne kadar yaptığı faaliyetlerden memnuniyetini dile getirerek, 'Allah muvaffak kılsın' duasını etmiştir. O yüzden ben de 24 Haziran seçimlerinde Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı destekliyorum ve bunun hem gönüldaşlarım hem de kamuoyu tarafından bilinmesini istiyorum." ifadelerine yer verdi.

"Beyefendiyi tasvip eder, dua ederdi"

AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Erdiş, arkadaşlarının ve gönüldaşlarının "Seçimde durumunuz ne olacak, Salih Mirzabeyoğlu'nun bu konudaki görüşü neydi?" soruları üzerine konuyla ilgili duyuru yayınlama gereği duyduğunu söyledi.

Eşinin vefatından önce seçimlerin erkene alındığının açıklandığını hatırlatan Erdiş, "Sağlığında sürekli Beyefendinin (Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan) faaliyetlerini takip ederdi. Kendisini tasvip eder, dua ederdi. Seçimlerin öne alınmasını memnuniyetle karşılamış ve 'Allah hayırlı etsin' demişti." diye konuştu.

Mirzabeyoğlu'nun hükümetin Suriye'de yaptığı operasyonları desteklediğini aktaran Erdiş, orduya, askere, polise dua ettiğini ve kazanılan zaferlerden, başarılardan memnun olduğunu vurguladı.

"Seçimin erkene alınması için dua etmiştir"

Eşinin Türkiye'nin durumunun çok kritik olduğunu söylediğine dikkati çeken Erdiş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Üstad Necip Fazıl'ın İdeolocya Örgüsü'nde örgüleştirdiği Başyücelik sistemini, eşim Başyücelik Devleti adlı eserinde detaylı olarak işlemiştir. Cumhurbaşkanlığı Sistemi, Büyük Doğu'nun Başyücelik sistemine yakın durduğu için benimsiyordu ve o yüzden 'Evet' demişti. 'Artık bu düzene bir ruh, bir fikir kazandırmak lazım' diyordu. Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra bu gelişmeleri bekliyordu. Bu yüzden seçimlerin erkene alınması üzerine hayırlara vesile olması için dua etmiştir."

Hayran Erdiş, eşinin referandumda arayan dostlarının talebi üzerine de "Tarafımız doğrudan evettir" şeklinde bir açıklama yayımladığını kaydetti.

Buna istinaden 24 Haziran seçimleriyle ilgili açıklama yapmayı kendine görev bildiğini belirten Erdiş, "Ben bir şekilde kendi üzerime bıraktığı bir yük, bir görev gibi de gördüm. Onun seçimle ilgili düşünceleri konusunda tereddüdü olanlara meseleyi açıklama ihtiyacı duydum. Benim görüşüm de tabii ki aynı şekilde. İnşallah hayra vesile olur. Seçimin sonucu hayırlı olur. Allah Sayın Erdoğan'ın yardımcısı olsun. Türkiye'nin yardımcısı olsun. Müslümanların yardımcısı olsun." ifadelerini kullandı.

Zeynep Rakipoğlu / AA

– 24 Haziran 2018; büyük çöküşün milâdı.

– İki yönlü çöküş. Bir, kendini hâlâ devletin sahibi zanneden Laik/Kemalist/Sol yobazların çöküşü.

– İki, kendini hakkın safında gizlediğini zanneden ikiyüzlülerin çöküşü.

– Birinciler, miadları dolduğundan kısa bir müddet daha debelenip tarihin çöplüğünde yerlerini alacaklar.

– İkinciler, ikiyüzlülüklerinden dolayı devamına sebep olduklarıyla birlikte lâyık olduklarına ulaşacaklar.

– İkincilerin ikiyüzlülükleri, seçim sonrası hamleleriyle fâşolacak, gerçek niyetleri halk tarafından ayan beyan görünecek. İşleyecekleri hatalar ifşa olmalarına vesile olacak.

– Kökler Derneği olarak diyoruz ki: Her seçim mühimdir ama bu seçim sistem değişikliğine vesile olması bakımından “Seçimlerin anası” hüviyetindedir.

– Kurtuluş savaşıyla kurtardıklarımızın, düşmanlarımızla birlik olup ülkemizin maddi ve mânevi değerlerini sömürmekten el çektirilmesi adına tarafımız DOĞRUDAN Recep Tayyip Erdoğan’dır.

– Acizâne tavsiyemiz de (Ricâl istikametinde): “Seyühzemül-cem’u ve yüvellüned-dübür.” (Kamer sûresi, 45) âyeti kerimesini seçimlere kadar çokça okunmasıdır.

– Seçim sonrası karışıklık çıkaracaklara karşı da tedbirli ve dikkatli olunmalıdır!..

Bekleyin, görecektir, duranlar yürüyeni!
Sabredin, gelecektir, solmaz, pörsümez yeni.(NFK)

Kökler

İlme Hikmete Yöneliş Derneği - Furkan Dergisi

Telegram saldırısıyla şehid olan Kumandan Salih Mirzabeyoğlu dün Fatih Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından Eyüp Sultan Mezarlığı'nda Üstad Necip Fazıl Kısakürek'in yanına defnedildi. Üstad Necip Fazıl Kısakürek'in kabrinin yakınına defnedilmeyi vasiyet eden Kumandan Mirzabeyoğlu'nun, Üstad'ın kendisine ithafen yazdığıTakdim yazısıyla gömülme vasiyeti de yerine getirildi. Üstad'ın el yazısıyla yazdığı Takdim yazının orjinal nüshası Kumandan Mirzabeyoğlu'nun başucuna konuldu. Üstad'ın elyazısıyla Takdim yazısı Kumandan Mirzabeyoğlu'nun kabrine konulurken.