casino maxi

Furkan Dergisi

Üzerinde hâdiselerin yüzdüğü zaman, Anadolu’yu belirginleştirmeye, parlatmaya, zirveleştirmeye başladı. İyi, güzel, doğrunun peşindeki insanlar, bunların ifâdelendirilmesi ve yaşanmasında Anadolu’yu ve Anadolu’nun anlayışını kurtuluş reçetesi olarak görüyorlar. Hele son zamanların gündemden düşmeyen meselesi olarak Siyonist-İngiliz mamûlü Vehhabiliğin yine bizzat Batı’nın başına heyûlâ kesilmesi ve bunun efendileri nezdinde ne yapacaklarını bilemez hâle getirdiği küfür ehramı sözde Müslüman rejimciklerin zavallı hâli… Allah -celle celâluhû- kâfirin, münâfığın, ahmağın eliyle İslâm’ı ne güzel yüceltiyor. Kâfirlerin kalbleri nasıl korku dolu… Asıl ve dâimî ve çâresiz kaldıkları korkuları ise Anadolu!

“İslâm’ın can evi” şeklinde vasıflandırıyor Büyük Doğu Mîmârı Üstad Necib Fazıl –rahmetullâhi aleyh-, Yavuz Sultan Selim Han –aleyhi’r-rahmeti-vel-ğufran sonrası Anadolu’yu… Maddede ve mânâda kemâlini, selîm akıl ve kalbini o vakitler buluyor Anadolu… Fakat kader; aynı zaman diliminde Bizans ve Fars tesiri yani Yahudi, Garb ve Şiî suikasdleri de iyice çoğalmış ve ferdler ile cemiyet arası güreşler başlamıştır.

Anadolu bütün saffet ve asliyeti ile İslâm’ı yaşadıkça madde ve mânâ ihtişâmı belirtmiş, zaferlere koşmuşken, bu iki tesire kapıldıkça mağlûbiyet ve zillete uğramaktan kurtulamamıştır. Büyük Doğu-İBDA’nın tarih muhâsebesinin, ahlâk görüşünün, estetik idrâkinin, ruhçuluğunun, kısacası tüm temel tezlerinin zamanlarına göre sergi ve ameliyat masası Anadolu… Sadece bir toprak parçası değil, İlâhî rahmetten nasîbi, yüzölçümünün sayıya gelmez üstünde bir mânâ, bir dâvâ taşı…

Üzerinde yaşadığımız toprak Anadolu… Furkan Dergisi, bu sayısında Anadolu’yu ve onun sistemli ifâdesi olan Anadolucu’luğu fikir tezgâhına aldı. Kitablık çapta olmasına rağmen elbette mevzuunun büyüklüğü karşısında noksan da olsa, çok mânâlı bir nüsha...

Dergiyle birlikte, Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu'nun "Aydınlık Savaşçıları" adlı eserinden iktibasların yer aldığı "15 Temmuz Anadolu Destanı" albümüyle birlikte, o gece işgalciye direnirken şehid olan gönüldaşımız Halil Kantarcı posteri de hediye ediliyor.

Derginin 58. nüshasında yer alan makaleler:

Kökler'den

Saadeddin Ustaosmanoğlu

Ben'i Anadolu Yapmak

Alaaddin Kuşçu

Anadolu'nun Remzi: Söğüt Anadolu'nun Zafer ve Mağlubiyeti

Selim Kutluboğa

Anadolucu Anlayışlar ve Büyük Doğu'nun Anadoluculuğu

Ali Haydar Konur

Anadoluculuk İdeali: Büyük Doğu-İbda

Ercan Çifci

Anadolu'yu Çürüten Bizans ve Fars Tesiri

İlhami Yılmaz

Anadolu'nun Esmâ'ül Hüsnâ'dan Mazhariyeti

İsmail Hakkı Bursevî

Anadolu'da Mimari Şahsiyetin ve Üslûbun Tahlili

Ömer Faruk Akman

Aşkın Zaferi, Anadolu Kadını

Zeynep Nurseli Güleç

Allah-u Teâlâ'nın Yeryüzü Halifeliği İçin

Mahmud Ustaosmanoğlu Kuddise Sırruhu

Ruh ve Bedenin Münasebeti

Şehîd Hızır Hoca

Görmeyen Gözlerimiz İşitmeyen Kulaklarımız

ŞehîdBayram Hoca

Anadolu Ruhu'nun Kahramanları

Hızır Ofranlı

Anadolu Ruhu'nu Oluşturan Kıraat Kitabları

Mazi Özlemi veya Dün Bugün

Abdülbaki Gölpınarlı

El-Fıkhu'l Ekber Şerhlerinde Ebeveyn-i Resûl Meselesinin Yansılamaları

Melikşah Sezen

Recep Tayyip Erdoğan'dan İdeolojik ve Tarihi Ehemmiyette Konuşmalar

8. Uluslararası Dergi Fuarı'nda "Cezaevinde Dergicilik" Konuşuldu

Furkan Dergisi'ne abone olmadan temin etmek için: http://koklerkitap.com/urun-furkan-dergisi-58-sayisi-cikti.html

28 Şubat darbesinin hüküm sürdüğü dönemlerde, İsmailağa Camii'nde ders verdiği sırada şehîd edilen Hızır Ali Muradoğlu hocanınşehadetinin sene-i devriyesi bugün... Hızır Hoca suikastine yönelik kör ve sağırlık ise hâlen devam ediyor. Furkan Dergisi olarak soruyoruz:

1- Katil diye sunulan şahsın, Adlî Tıp Kurumu’nun raporuna göre psikolojik rahatsızlığı var. Hızır Hoca’ya düzenlenen suikastın ardından polisin, “Profesyonelce işlenmiş bir cinayet” tespitiyle, ortaya sürülen aklî dengesi bozuk katil portresi nasıl örtüşüyor?

2- 17 şahitten hiçbiri “Evet, katil bu” demedi. Nasıl oluyor da şahitlerin teşhis edemediği kişi hâdisenin fâili olabiliyor?

3- Yine şahitlerin ifadesiyle, suikastı gerçekleştiren kişi kaçarken beyaz bir servis aracında bulunan kişiye bir şey veriyor ve daha sonra Fener Rum Patrikhanesi’nin civarında izini kaybettiriyor! Bu da suikastçının tek kişi olmadığını, organize bir hareketin parçası olduğu yönündeki şüpheleri kuvvetlendirmekteyken, polis, savcı ve mahkeme niçin bu yönde bir araştırma yapmadı veya yapamadı? Polisi, savcıyı ve mahkemeyi engelleyen mi vardı?

4- Zanlı tatbikat için İsmailağa Camii’ne neden getirilmedi? (“Can güvenliği sağlanamazdı” açıklaması, bizim için yeterli değil. Devlet bu kadar aciz mi?!.)

5- Medyada “Katil suçunu itiraf etti” şeklinde haber çıkarken, zanlının diğer suçlarıyla ilgili götürüldüğü tatbikat yerinde “Hocayı niye öldürdünüz” sorusuna karşılık gazetecilere “Yok öyle bir şey” şeklindeki cevabı neden dikkate alınmadı?

  • 1