|
Zaman nasıl değerlendirilir?.. Herkesin kendi hâl ve makamına göre zamanı değerlendirme şekli vardır ve herkes kendince doğru yaptığı zannı içindedir... Peki aslî mânâsıyla, yâni kemâlât ehli’nin uygulayış biçimiyle zamanı değerlendirmek nasıldır?.. Bunun izahı bugünün aklıyla, yâni bugün içinde bulunduğumuz hâl itibarıyla anlaşılacak, anlayacağımız bir şey değil... Bununla birlikte, muhatabını bulur kaydıyla misâlini nakledelim... Umulur ki, nefslerimiz ilâhî rahmetin bir ân’lık tecellisine hakkıyla muhatab olur da müstefid oluruz. Necmüddin-i Kübra Hazretleri anlatıyor: «... Vera’ sahibi bir sûfiye, “Niçin ekmek yemiyor da çorba içiyorsun” diye bir soru sorulduğunda şöyle karşılık vermişti: “Ekmeği çiğneyip yutuncaya kadar Aziz ve Celil olan Allah’ın kitabından bir miktar okurum...” İnsanların aziz ömürlerini mamur hâline getirmedeki hırslarına bak da ibret al...» Bu misâldeki ölçünün bugünkü idrakımızla bize ölçüsüzlük gibi görüldüğü aşikâr... Bu kadarına da ne gerek var diyen nefsimizin, mal-mülk, şan-şöhret, makam-mevki konusunda bu acarlığı gösterdiğini hiç akıl etmeden misâldeki Vera’ sahibi sûfiyi tenkid bombardımanına tutarız. Tersinden bir misâl olarak yaşadığımız “ekmeği çiğneyip yutma zamanını tasarruf etme” hamlemiz, nefsanîlikten rahmanîliğe dönüşmedikçe, eşyanın hakikatinden bir şeyler anlamamız da mümkün olmayacak. Yâni, zamanı değerlendirmek ne demek, bilemeyeceğiz. Bilemedikçe rûhen eriyeceğiz, eridikçe mecalsizleşen idrakımızın zafiyeti içinde, nereden gelip nereye gittiğimizi fark edemeden bu âlemden göçeceğiz... Sonra?..
|